
İçimizdeki şiddetin tarihi nerede başlıyor ?

İçimizdeki şiddetin tarihi nerede başlıyor ?
Bizim “silah” kavramından anladığımız, zaman ve mekân bir önem arzetmeksizin, canlılara, maddi yada manevi olarak zarar vermek amacıyla kullandığımız herşey “silah” tanımının karşılığıdır. Sadece insana zarar veren diye tanımlamaya çalışmak yetmiyor, sadece kanını döken şeyler yetmiyor. Canlıları bir şekilde inciten herşey aslında bir silah.
Kimi zaman bir kediye bağırmak, aslında sesimizi ona karşı silah olarak kullanmak, kimi zaman bir insanı ilerlemesinden, sırf kıskandığımız için bir şekilde alıkoymak, duygularımızı silah olarak kullanmak. O nedenle, neye karşı, ne için, ne şekilde silahlandığımıza ve nasıl zarar verebileceğimize, gerçekten dikkat etmek gerek…
Yasa ile tanımlanmış şiddet: Bir kişi veya gruba yönelik; mağdurun bedensel bütünlüğüne, mallarına veya simgesel ve kültürel değerlerine zarar verecek şekildeki her türlü davranıştır. Bir mala zarar verme, yakma gibi mala yönelik eylemler ile cinayet, yaralama, dayak, tecavüz, rehin alma gibi kişiye yönelik fiziksel saldırılar ve tehdit, küfür, ayrımcılık, hakaret gibi kişiyi duygusal baskı altına alan bireysel eylemlerin yanı sıra toplumsal koşullar ya da sistem tarafından uygulanan baskılar, savaş, terör ve işgaller şiddet örnekleridir.
