
Bana Pehlivan Deme, Ben Pehlivanların Pîri’yim: Zaloğlu Rüstem
Ortadoğu pehlivanlarının sembolü olan bu yiğidi, Türklerden Hintlere, Irak’tan Azerbaycan’a kadar sahiplenmeyen kalmamıştır. Ancak İran’lı bir cengaver olduğunu söylemek ve Şehname’yi Firdevsi, Rüstem için yazmış desek yanlış olmaz. Şimdi siz diyeceksiniz: “Bu nasıl kahraman, kitabın 130. sayfasına kadar Rüstem’den bahsedilmiyor, nasıl Şehname, Rüstem için yazılmış dersin?” diye ancak, Şehname isim olarak, Şah – Nâme’den gelmektedir ve krallara, prenslere, padişahlara, cengaverlik motivasyonu veren bir eserdir. Buradada, kitabın ortalarına kadar kendisini tanıtmak için zemin hazırlanan ve akabinde kendisinden bir destan yaratılan Rüstem, esasında yaşamış olmakla birlikte herkes için – olunmak istenen – bir sembol kahramandır.
Zaloğlu Rüstem, babasının çalınmış olan kılıcını bulmak için Şiraz’dan Semerkand’a giderken, yolda, namı çok bilinen eski bir yiğit olan Demir Pehlivan’ın kızı ile tanışıp, onu sever; kızıyla evlenmek için Demir Pehlivan’ın şartına uyarak, kendisiyle düello eder. Demir Pehlivan, üç gün süren düelloda yenilmez ama, birden, hastalanır.
Zaloğlu Rüstem, müstakbel kayınbabasını kurtarmak için, doktorun istediği aslan kanını getirmeye gider. Korkunç irilikte bir aslanla boğuşup onu öldürür ve kanını Demir Pehlivan’a getirir. Demir Pehlivan, kanı içerek biraz iyileşirse de sonradan bir hafta içinde ölür. Bir süre sonra, bu pehlivanın kızı Rübab’la Zaloğlu Rüstem evlenirler.
Rüstem, aslanla savaştan dönerken, eski bir kinden dolayı Demir Pehlivan’ı öldürmeye gelen Rum silahşörlerinden biriyle çarpışır ve onun da başını keser. Pontus Rum kralı, öc almak için, Rüstem’in üstüne 20.000 kişilik bir kuvvet yollar. Zaloğlu Rüstem; bazen tek başına, bazen Demir Pehlivan’ın çiftlik adamlarından birkaçı ile birlikte, bazen de çok iyi kılıç kullanan eşi Rübab’ın yardımıyla, bu Rum kuvvetleriyle aylarca savaşır; sonunda onların yarıdan çoğunu öldürür, kalanlar kaçarlar.
Böylelikle rahat ve huzura kavuşarak, Rübab’la birlikte uzun ve mutlu bir ömür sürerler.
Soyunun, Nuh (as) peygamberin oğlu Sam’dan geldiği söylenmektedir. Sam’ın, pehlivanların atası olduğu, Rüstem’inde dedesi gibi fevkalade bir pehlivan olduğu başta İran edebiyatı olmak üzere yakın coğrafya edebi eserlerindede geçmektedir.
Benim en çok aklıma takılanlardan biri, İran’ın hükümdarlarından Cemşit’in oğlu Feridun, Kuzey Mitolojisinde Odin oğlu Thor, bir peygamber olduğu rivayet edilen Zülkarneyn’in hep iki boynuzlu miğferlerinin olduğu…

Şehname’de Rüstem: Efsaneye göre çok iri olmasından dolayı, doğum esnasında çok zorlanan annesinin karnını doğuma yardımcı olmak için yaran Zümrüd-ü Anka (Simurg) isimli kuşun yardımıyla dünyaya geldiği ve daha bir günlükken bile bir yaşında bir çocuk gibi göründüğü anlatılmaktadır. Beslenmesi için süt anneler tutulmuş, çünkü on kişinin yediği yemeği yiyormuş. Büyüdükçe öyle irileşmiş ki üzerine bastığı taşlar toz gibi ufalanırmış.
- 2 Ekim 2025
Afet Gerçeğimiz ve Yapısal Farkındalığın Önemi
- 17 Nisan 2025
Zigguratlar: Antik Dünyanın Yapay Dağları
- 8 Aralık 2024
II. Dünya Savaşı’nda Willys MB Jeep’in Tarihi
- 19 Kasım 2022
İnsanoğlu’nun En Etkili Silahlarından Biri: “Dişilik”
- 1 Mart 2022
